Gittiğim Ülkeler

This application is created by interactive maps.
You can also have your visited countries map on your site.

If you see this message, you need to upgrade your flash player.
Make your visited countries mapInteractive maps

11 Mayıs 2008 Pazar

Los Angeles İzlenimleri

Los Angeles seyahatim sırasında rastladığım iyi ve kötü şeyleri sıralıyorum.

İyiler
  • Bir sürü boşluk. Otoyollarda 5 ila 7 şerit arasında var. Bir sürü yol seçeneği.
  • Bir sürü yiyecek ve mutfak seçimi. Hollanda'ya kıyasla çok iyi.
  • Alışveriş merkezleri yedi gün açık. Bazı restoranlar (örneğin Denny's) 24 saat açık.
  • Hemen hemen her yerde bedava internet. Bu Avrupa'ya oranla büyük bir değişiklik, çünkü mutlaka olması gereken otellerde bile bulmak zor.
  • Avrupa'dan geldiğimizi söyleyince genelde büyük bir heyecanla karşılandık. Nedense hiç oraya gitmeyenler bile Avrupa deyince heyecanlanıyorlar (göçmen toplumu olduğu için mi?)
  • Oldukça iyi bir hava. Biz oradayken gündüz hep 16-24 derece arasındaydı. Bu da Mart sonu-Nisan başı için iyi bir hava (tabii Florida'daki kadar iyi değil)
  • Ucuz. Şu sıralarda Euro-dolar paritesi 1.58 civarında olduğundan, gerçekten ucuz. Daha fazla rekabet olması nedenlerden biri.

Kötüler

  • Otoyollar ve ikincil yollar genelde hep tıkalı. İş gidiş ve çıkışları dışında da bu rudum değişmiyor.
  • Kimse hız sınırlarına uymuyor. Hangi yolda olursak olalım bu durum değişmedi.
  • Fast food ve son derece yağlı gıdalar yemek fırsatı çok fazla.
  • Park paraları. Ne kadar ödediğimi bilmiyorum, ama günde 15 dolar civarı olabilir. Bir çok park yerinin restoranlarla ya da mağazalarla anlaşması var. Bu restoran ya da mağazalarda bir şey yeyip içtiğiniz ya da satın aldığınız zaman çok ucuza park edebiliyorsunuz.
  • Yerel gazeteler (örneğin Long Beach Press-Telegram) son derece sıkıcı. Büyük şehir gazetesi bulursanız alın (bizim için bu Los Angeles Times idi, ama Washington Post gibi gazeteler kadar iyi değildi).

Çirkinlikler

  • Amerika çelişkiler ülkesi. Yol kenarında durup dilenen çok kişi gördük
  • WalMart gibi alışveriş merkezlerinin çevresi hiç tekin görünmüyor.


Bilgiler

  • Los Angeles bölgesinde İspanyol kökenli ve Asya kökenli Amerikalılar çok yoğun. Etrafta çok fazla İspanyolca duyuyorsunuz. Bazı mağazalarda İspanyolca açıklamalar var, ama resmi bir politika saptanmamış gibi

Los Angeles Günlüğü 15-5 Nisan-Dönüş Yolculuğu

İki hafta çok çabuk geçti doğrusu. Belki de Los Angeles bölgesinde görebildiğimiz şeylerin çok küçük bir kısmını görmüş olduk. Long Beach'te ise belki de biz ayrıldıktan iki hafta sonra yapılacak Toyota Grand Prix dışında hemen hemen her şeyi görebildik.

Los Angeles havaalanında Fox Rental binasında biraz zaman harcamam gerekti, çünkü rezervasyon yaptığım zaman otel ve kiralık araba ödemesini yaptığım halde arabayı alırken yeniden ödeme yapmam istenmişti. En sonunda yönetici gelip iade yapacaklarını ve bana mesaj göndereceğini söyledi.

Dönüş yolu biraz daha kolay görünüyordu, çünkü doğuya gitmek her zaman daha hızlı oluyordu. Los Angeles'tan Houston'a giden uçak zamanında kalktı ve indi. Ancak Houston'da beni bir sürpriz bekliyordu. Pasaportum Los Angeles'ta iki kez kontrol edilmişti ve problem görülmemişti. Pasaportumu verdiğimde kontrol eden kişi pasaportumun kabının yırtıldığını ve bu pasaportla seyahat edemeyeceğimi söyledi. Bu, iki uçuş arasında olmuş olmalıydı.

Pasaportun iki kez kontrol edildiğini belirttim ama görevli ikna olmuyordu. Güvenlik kuralları çok açıktı (bu arada Alarm düzeyi Kavuniçi olarak gösteriliyordu, bu da oldukça yüksek bir düzey sayılırdı). Hollanda oturma iznimi gösterdim ve makul olmalarını istedim, bu arada zaman geçiyordu.

Sonuna görevli Amsterdam'ı arayıp bilgi almaya karar verdi. Sonra geri geldi ve oradan biriyle konuştuğunu, buu seferlik seyahat etmeme izin vereceklerini söyledi. Pasaportumu bir an önce değiştirmem gerekiyordu. Teşekkür ederek uçağa bindim. Houston'da Türk elçiliği olmadıı için sorun çözülmeseydi ne yapacağımı bilmiyorum.

Amsterdam uçuşu olaysız geçti, tek sorun doğru dürüst film göstermemeleriydi. Bu sefer interaktif mod çalışıyordu, bu yüzden oldukça yavaş bilgisayar oyunlarını deneyebildim. P.S. I Love You filmini izledim, idare ederdi ama çok iyi sayılmazdı. House dizisinin bir kaç bölümünü izledim, o çok daha ilginçti.

Amsterdam 10 derece kadar daha soğuk havasıyla bizi bekliyordu, ama ne de olsa dönmüştük ve bir sonraki seyahate kadar evimizdeydik!

Amsterdam was waiting for us with a 10 degree colder weather, but at least we were back home and ready for the next trip!

Los Angeles Günlüğü 14-4 Nisan-Del Amo Merkezi

Dönüş yolculuğumuzdan bir gün önce son bir kez alışverişe gitmeye karar verdik. İnternet'ten arayıp Torrance kentindeki Del Amo Fashion Center'a gittik. Bu alışveriş merkezi otelden 17 mil ötede olduğu için yakın sayılırdı.

Web sayfaları Kuzey Amerika'daki en büyük dahili alışveriş merkezi olduğunu iddia ediyordu. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum, ama son derece büyük olduğu kesin. Yatay olarak yayılmış, ama bütün mağazalar birbirleriyle bağlantılı. Genelde alışveriş merkezlerinin ucunda büyük mağaza zincirlerinden biri olur, buradaysa sona eriştiğinizi sanarken mağazaların içinden geçi alışveriş merkezinin başka bölümlerine geçmek mümkün.

Lüks mağazalar ve normal mağazaların birleşiminden oluşan bu alışveriş merkezi herkese hitap eden bir şeyler içeriyor.

Bir büyük Yiyecek Bölümü ve bir kaç küçük Yiyecek alanı var. İşaretler yanıltıcı olabiliyor, çünkü daha küçük olan yiyecek alanlarında yalnızca bir iki seçenek var ve işaretler hangi alanın ne kadar büyük olduğu konusunda bir bilgi vermiyor.

Ayrıca dış kısımda bazı marka mağazalarının ve sinemaların olduğu bir gezinti bölümü var.

Long Beach'e dönüp GameWorks mağazasında biraz daha zaman geçirdik ve sonra Islands'ta kısa bir yemek yiyerek dönüş yolculuğuna hazırlanmak için otele döndük.

Los Angeles Günlüğü 13-3 Nisan-Universal Stüdyoları-2. Perde

Universal Stüdyoları'na ilk gittiğimizde her yeri görmemiştik, bu nedenle yeniden gittik.

İkinci günümüze Universal Citywalk'ta bir gezintiyle başladık, ilk gidişimizde hiç ilgi göstermemiştik. İlginç yerlerden biri Hard Rock Cafe Hollywood. Diğerlerinden farklı bir bina, önünde dev bir gitarla oldukça rahat görülüyor.
İçeride ünlü müzisyenlerin gitarlarını görebiliyorsunuz.

Öncelikle Waterworld şovuna gittik. Aynı adlı, Kevin Costner filmin dünyasında geçen bir dublör şov. Bir sürü su kayağı numarası, yüksek sıçramalar, patlamalar, suya inen uçak bile var. Dublörlerin numaraları son derece iyiydi. Gösteri alanında "ıslak" olarak işaretlenen koltuklara oturanlar çok fena ıslandılar. Kavga sahnelerinde yoğun bir koreografi vardı, ve çok ilginç değildi, ama çok etkileyiciydi. Dublörlerin hepsinde telsiz mikrofonlar olduğundan diyaloglar son derece kolay duyulabiliyordu.


Sonra gerçek bir özel efekt şovuna gittik. Bu şovda Kurt Russell'ın başrolünü oynadığı Backdraft filmindeki kavramlar kullanılıyordu. Üç değişik stüdyodan geçtik, her birinde bir öncekine oranla daha gerçekçi efektler kullanılıyordu. Son stüdyo en ilginç olanıydı. Filmdeki gibi bir sürü patlama, ateş ve ısı vardı. Zemini birden düşürerek ve gerçek bir ateş izlenimi yaratarak oldukça korkutucu bir ortam oluşturdular.

Daha sonra Özel Efekt Stüdyoları'na giderek özel efektleri izlemeye devam ettik. Bu şov seyircilerden gönüllüler kullanıyor ve son derece eğlendirici. Mavi ekranın (aslında yeşil) nasıl kullanıldığını, aktörlerin istenen bir manzaray nasıl yerleştiridiğini gösterirken animasyon karakterleri ve korkutucu dublör şovları yaptılar, bir dizi kısa film parçası için ses kaydı yapıp sonucun nasıl olduğunu bize gösterdiler, böylece filmlerin gerçekte nasıl çekildiğiyle ilgili epeyce fikrimiz oldu.

Şov son derece doğaçlama yapılıyordu, şovun sunucuları ise son derece hazırcevaptı, bu yüzden bütün şov son derece eğlenceliydi.

Son olarak son derece iyi eleştiriler alan The Revenge of the Mummy şovuna girdik. Bu son derece süratli ve kısa şov Mumya filminin dünyasında geçiyor. İmothep'in oldukça korkutucu tanıtımından sonra o kadar hızlı hareket ediyor ki korkmaya zamanınız olmuyor.
Geriye doğru da hareket içeren bu şov şu ana kadar gördüğüm en mide bulandırıcı ve hızlı şovdu. Aslında konunun mumya olmasının hiç bir önemi yok, çünkü bu kadar hzılı hareket eden bir şov konusu ne olsa aynı etkiyi yapacaktı.

Bütün şovlara girip bu gezideki eğlence parkı turumuzu bitirmiş olduk.

Los Angeles Günlüğü 12-2 Nisan-Long Beach Akvaryumu

Güne Shoreline Village'daki Parker's Lighthouse 'da yediğimiz öğle yemeğiyle başladı. Marinadaki güzel restoranların biriydi bu. Koya bakan güzel manzarası olan üç katlı bir binada restoran. Bir tarafta koyun güzelliği, öte tarafta karşı kıyıdaki Queen Mary gemisi, hatta daha uzaktaki San Pedro'ya kadar görmek mümkün. Biz ikinci katta oturduk, ama en üst kat herhalde daha iyi bir manzaraya sahipti.

Menü oldukça zengindi. Restoranda bazı geceler canlı caz müziği var, dolayısıyla daha ilginç olabilir.

Öğleden sonra A.B.D.'ndeki en büyük akvaryumlardan biri olduğunu iddia eden Long Beach Akvaryumu'na gittik. Buranın hem içeride, hem dışarıda sergileri var ve özellikle Pasifik Okyanusu'na özgü son derece ilginç yaşam biçimleri içeriyor.

İç kısımda üç değişik galeri var, Güney Kaliforniya Galerisi, Kuzey Pasifik Galerisi ve Tropikal Pasifik Galerisi.

Dış kısımdaki havuzlarda bir sürü vatoz balığı var, bazıları da son derece büyük. Akvaryum çalışanları çocukların balıkları "sevmesine" izin veriyorlardı, ama koşulları yalnızca iki parmağınızı kullanmanızdı. Bakıcılardan biri vatozların aslında tehlikeli olmadığını anlattı. Okyanusun dibinde yatarken üstüne basmazsanız tabii.... Vatozların iğneleri yalnızca savunmaya yönelik bir silah gibi gözüküyor.

Bir kaç tane de küçük sayılabilecek köpekbalığı vardı. Hem köpekbalıklarının, hem de diğer balıkların aynı havuzda birbirine zarar vermeden nasıl yaşadıklarını doğrusu anlayamadım. Sordum, ama çok kesin bir yanıt alamadım. Dış havuzlarda fok balıkları ve ayı balıkları da vardı. Alt kattaki gözleme penceresinden bu deniz yaratıklarını gözlemek ilginçti.

Derin okyanus yaratıklarını gösteren üç boyutlu bir şov da vardı, ama çok zamanımız olmadığı için girmedik.

İlginç bir yerdi, ama yine de New England Aquarium'dan daha zengin ve ilginç olduğunu düşünmüyorum.





Günü bir kez daha California Pizza Kitchen'da bir akşam yemeğiyle bitirdik.

Los Angeles Günlüğü 11-1 Nisan-Disneyland

Los Angeles'a yapılan bir gezi tabii ki ilk eğlence parkı olan Disneyland'e bir gezi içermese olmazdı.

2000 yılında Florida gezimizde Disney parklarında 4 gün geçirmiştik, ama orijinal Disney parkını görmek istiyorduk. Aslında bu biraz riskliydi, çünkü çocuklarımız büyümüştü ve Disney onlara hitap etmeyebilirdi.

Disneyland Anaheim kentine yakındı, o yüzden bu sefer Los Angeles'a doğru, yani kuzeye doğru gitmek yerine doğuya doğru gidiyorduk. En hızlı yol 710 otoyoluna çıkıp bir süre kuzeye gitmek, sonra da 605 otoyolundan doğuya yönelmekti. Ama bu yol 26 mil uzunluğundaydı, bizse en kısa yolu seçip otoyol dışında kaldık ve yaklaşık 20 mil giderek oraya ulaştık.

Universal Stüdyoları'ndan farklı olarak Disney'in birden fazla gün ya da birden fazla park için geçerli biletleri yoktu. Bilet alırken normal Disney Parkı ya da Disney's California Adventure Parkı arasında bir seçim yapmak zorundaydınız.

Disney karakterleriyle fotoğraf çektirme önerilerini savuşturarak önce Geleceğin Dünyası'na (Futureland) girdik. İlk girdiğimiz şov Star Tours'du. Bu Star Wars teması üzerine kurulu bir simülatör. Girdiğiniz oditoryum hareketli koltuklardan oluşuyor ve neredeyse içine girdiğiniz büyük bir ekran içeriyor. Şov biraz mide bulandırıcı olabiliyor, çünkü koltukların hareketleri çok hızlı ve sert olabiliyor, ama çok kısa sürdüğü için pek sorun olmuyor.

Oradan çıktığımızda Jedi Knight Academy için hazırlanan ufaklıkları gördük. 4-12 yaşlar arasndaki çocuklar için uygun olan bu şovda çocuklar Jedi üniformaları giyiyor ve son derece etkileyici Jedi Şövalyelerinin yürüttüğü bir eğitime katılıyorlar. Darth Vader bile görünüyor. Şovu seyretmek bile eğlenceliydi.

Sonra Matterhorn Kızakları şovuna katıldık. Bu İsviçre'deki Matterhorn'u simgeleyen bir yapay dağın içinden giden son derece hızlı bir şov ve kış sporlarında kullanılanlara benzeyen iki kişilik kızakları içeriyor. Çok kısa sürdüğü halde gerçek kızak sporcularının hissettiklerine benzediğini düşündüğüm bir heyecan veriyor. Kalbi olanlar için uygun değil.....

Bir sonraki şov aslında bir tür sergiydi. Yeni icatlar ve yenilikleri içeren bu serginin adı Innoventions. Bir sürü sanal spor, XBox oyunları, interaktif ekranlar vardı, ama serginin yarısına yakını kapalı olduğu için çok azını görebildik.

Buzz Lightyear Astro Blasters Pixar'ın Toy Story filminin dünyasında geçen yavaş bir şov. Herkese birer lazer tabancası veriliyor ve düşmanları vurmanız isteniyor. Oldukça yavaş hareket eden trene benzeyen bir araca biniyorsunuz, ama skorunuzu nasıl arttıracağınız pek belli değil. Genellikle daha küçük çocuklara hitap ediyor.

Jungle Cruise yapay bir ormanda botla çıkılan bir safari. Gezi sırasında bir sürü sahte hayvana ve komik durumlara rastlıyorsunuz. Oldukça sıkıcı.


Haunted Mansion oldukça karanlık bir atmosferde bir sürü holografik hayaletle dolu bir şov. Korkutucu olması gereken bazı bölümlerin tadı daha önce şovu izleyen gençlerin bütün diyalogları olmadan önce tekrarlaması sayesinde kaçtı.

Downtown Disney, Universal Citywalk'a benzeyen bir cadde, bir sürü dükkan var, ama Universal'dakinin tersine dükkanların çoğu Disney malları satıyor, yani daha az ilginç. Universal ise daha Hollywood ve daha moda....

Yani Disneyland (çoğunu daha önce görmediğimiz) daha fazla şova sahip, ama bunlar daha basit ve genelde daha küçük yaşta bir izleyiciyi hedefliyor.

Gün yine California Pizza Kitchen'da yenen akşam yemeğiyle sona erdi.

4 Mayıs 2008 Pazar

Los Angeles Günlüğü 10-31Mart-Los Cerritos'ta Alışveriş

Hollywood Bulvarı'ndaki uzun günden sonra yine bir dinlenme günüydü bu. Yakındaki bir alışveriş merkezine gittik (Evet, Los Angeles civarında bir hafta geçirdikten sonra bile alacak şeyler bulunabiliyor)

Los Cerritos Center Lakewood Center (ortalama büyüklükte bir merkez) ve şık South Plaza Mall arasında bir yerlerdeydi. Oldukça iyi mağazalar ve pozitif bir atmosferi vardı.

Alışverişle geçen günün sonunda Long Beach'e geri döndük ve Shoreline Drive üzerindeki marinaya gittik. Bütün bölge bir inşaat sahası gibi, çünkü herkes Long Beach Toyota Grand Prix'e hazırlanıyor.

Ancak bir sürü önlem almak zorundalar, bu nedenle de bir sürü yolu trafiğe kapatıyorlar, koruma önlemlerine önem veriyorlar ve bu yıl 17-20 Nisan arasında yapılacak Grand Prix tarihlerinden çok önce bunları tamamlamaya çalışıyorlar.

Gün yine California Pizza Kitchen'da bir yemekle sona erdi.

Los Angeles Günlüğü 9-30Mart-Hollywood Düşleri

Hollywood Düşleri

Hollywood dünya sinema endüstrisinin kalbi. Dev Amerikan sinema stüdyolarının en son düş dünyalarını ürettikleri ve sundukları, her yıl Oscar ödüllerinin bütün ihtişamıyla dağıtıldığı yer burası. Dağdaki Hollywood yazısının, belki dünyadaki en bilinen ikonun olduğu yer burası.

Ama Los Angeles'a gitmeden önce Hollywood'un nasıl bir yer olduğuyla ilgili bir fikrim yoktu. Aslında Los Angeles'a giden I-101 otoyolunda giderken trafik işaretleri vasıtasıyla bir fikrimiz olmuştu, ama fazlası yoktu.

Hollywood Bulvarı'na gidip aktör ve aktrislerle ilgili her şeyi görmeye karar verdik. Bu bir kez daha Long Beach'ten 710 otoyoluna çıkıp kuzeye gitmek demekti. Ama Pazar günü olduğundan etrafta fazla kamyon görünmüyordu, bu yüzden yolculuk biraz daha kolay oldu. Biraz daha dedim, çünkü 101 yine de oldukça kalabalıktı.

Okuduğum bir şehir rehberi Hollywood Bulvarı'yla Highland Avenue köşesindeki Hollywood and Highland Center'a gitmeyi tavsiye ediyordu. Burası son derece lüks bir alışveriş ve eğlence merkezi ve son derece büyük otopark kapasitesi olduğu için iyi bir seçimdi. Hollywood Bulvarı üzerinde olduğu için dışarı çıkıp Hollywood'un önemli yerlerini görmek son derece kolay. Alışveriş merkezinin bir sürü terası var ve buralardan örneğin Hollywood yazısını görmek mümkün.

Uzun süren araba yolculuğundan sonra çok acıktığımız için etrafa bakıp bir California Pizza Kitchen restoranı bulduk. Bu yine bir lokanta zinciri ve Long Beach ve Los Angeles civarında bir sürü şubesi var. Yemekleri oldukça güzel ve oldukça geç saate kadar açıklar, servis de genellikle çok iyi.

Karnımızı iyice doyurup gezimize devam edebilecek duruma geldiğimizde Hollywood Bulvarı'na çıktık.


Ünlülerin Yıldızları

Hollywood Ünlüler Yolu aslında Hollywood Bulvarı üzerinde(yolun her iki tarafını da kullanan) 3.5 mil kadar uzunluğunda bir kaldırım ve aktörlere, aktrislere, yönetmenlere ve film endüstrisinin çeşitli üyelerine, hatta film kahramanlarına adanan 2000 kadar yıldıza ev sahipliği yapıyor.

Bulvar'ın her iki yanında da yürüyüp yıldızların çoğunu gördük. İsimlerin yarısından fazlasını tanımıyorum, çünkü bir çoğu sanayinin içinde tanınan ama dışarıda pek tanınmayan sinema emekçileri.

Balmumu Şekiller

Yıldızları görmek için yürürken Bulvar üzerinde ilginç bir yer gördük. Bu Hollywood Balmumu Müzesi'ydi. Bu müzeyi Amsterdam ve Londra'da gördüğümüz Madame Tussaud'nun Balmumu Müzesi'yle kıyaslamak ilginçti.

Bu müzede daha fazla Hollywood ünlüsü vardı, ama mumyaların kalitesi çok iyi saylmazdı. Heykeller çeşitli filmlerden sahnelerle desteklenmişti, ama şekiller... en azından pek orijinallerine benzemiyordu.

Guinness Dünya Rekorları Müzesi

Kombine bir bilet aldığımız için yolun karşı tarafındaki Holywood Guinness Dünya Rekorları Müzesi'ne de girdik. Bu "müze" Guinness Dünya Rekorları'na bir adanmış bir sergi gibi. Guinness rekorlarıyla ilgili sorular soran ve dünya rekorlarıyla ilgili bilgi veren ekranlar var. Eğer bazı dünya rekorlarının videolarını görmek ilginizi çekiyorsa biraz ilginç sayılabilir.

Virgin Megastore

Hollywood Bulvarı'nda bir de Virgin Megastore şubesi var. Bu orta boy bir şube var ve bir sürü CD, DVD, MP3 aksesuarları ve başka oyunla ilgili aksesuarlar satıyor. Bir sürü dünya şehri hakkında tema CD'leri sattıklarını görmek şaşırtıcıydı.

Scientology tarikatının Hollywood'da güçlü bir varlığı olduğunu görmek kolaydı. Bir sürü mekanları var, örneğin kurucuları
Ron L. Hubbard adına bir Galeri, "Ölüm Endüstrisi: Psikiyatri" adında bir kalıcı müze gibi. Tom Cruise'in bir kaç yıl önce psikiyatriye karşı açtığı savaşı düşününce bu şaşırtıcı değil. Bu aynı zamanda Scientology Kilisesi ve İnsan Hakları Üzerine Vatandaşlar Komisyonu tarafından da doğrulanıyor.

Bulvar üzerinde uzunca bir süre yürüdükten sonra yine 101 ve 710 otoyollarından otelimize geri döndük.

Los Angeles Günlüğü 8-29Mart-Long Beach'te Esrarengiz Cinayetler

Günümüz Long Beach'teki Islands Restaurant'ta geç bir kahvaltı/öğle yemeğiyle başladı. Burası hamburger ağırlıklı yiyecekler sunan bir zincir. Ayrıca çok güzel tatlılar ve benzeri güzel yiyecekler de var. Sonra da GameWorks'te biraz zaman geçirdik, bu sanki biraz alışkanlık yapar gibiydi.

A.B.D.'nde popüler bir eğlence biçimi Yemek Tiyatrosu (Dinner Theater). Bir kaç perdelik bir oyun sırasında sunulan bir akşam yemeğinden oluşuyor. Los Angeles'ta bunlardan bir kaç çeşit vardı.

İlk önce şehrin en meşhur yemek tiyatrolarından biri olanThe Dinner Detective şovunda yer ayırtmaya çalıştım, ama bütün biletler tükenmişti. Bunun üzerine tesadüfen Long Beach'te gösterilerini sürdüren bir alternatif buldum. Şovun orijinali bir teknede sunulmak üzere yazılmıştı, ama bu aralar bölgedeki çeşitli otellerde sürüyordu. Gittiğimiz şovun adı "Teknede Mazeret" ve Killer Entertainment adlı bir tiyatro kumpanyası tarafından sunuluyor. Biz gittiğimizde Long Beach'teki Hyatt Regency otelinde sunuluyordu, ama Nisan ayında Hilton'a geçecekti. Oyunda 19. yüzyılda melodram oyunlarıyla ünlü bir tiyatroda geçen olaylar anlatılıyor. Son günlerde iki oyuncusu öldürülen kumpanya zor durumdadır. Bu eksiklerini kapatmak için seyirciden seçtikleri adaylarla mülakat yaparken ... başka cinayetler de işlenir.

Bütün bu olaylar siz antrenizi yerken ya da salatanızı didiklerken gerçekleşiyor. Perde arasında masadan kalkıp etrafta dolaşmanız mümkün ama yeni perde başlarken masanıza dönmeniz gerekiyor. Oyunun bir konusu var, ama epeyce de doğaçlamaya dayanıyor (seyrederken Fox TV televizyonunun doğaçlama tiyatro programı Anında Görüntü Şov'u anımsadım). Oyuncular konukların isimlerini (ve bazı temel özelliklerini) oyundan önce öğreniyorlar ve oyun sırasında herhangi birine laf atabiliyorlar ya da oyunun repliklerine dahil edebiliyorlar. Oyun sırasında ayrıca seyirciden yardım da isteyebiliyorlar, böylece oyun neredeyse interaktif oluyor. Diyaloglar son derece akıllıca, belki biraz eski moda (zamanın 19. yüzyıl olduğunu unutmayalım) ve bir sürü kelime oyunu var. Esprilerin bir kısmı sessiz sinema döneminde olduğu gibi oyunun "kötü" kişisinin abartılı bir tavırla ve kötü olduğunu vurgulayan vücut diliyle sahneye girdiği zaman yuhalanması gibi eski tiyatro davranışlarına dayalı. Seyirciden de bu tür şeyler olduğunda daha önce öğretildiği gibi davranması isteniyor, tabii bunun tam yapılmaması ya da yapılamaması da espri konusu olabiliyor.

Eksik oyuncular için "seçmeler" seyirciler arasından yapılıyor ve belki de oyunun en komik kısmını oluşturuyor. Seyircilerden birisi kendini o kadar kaptırdı ki aynı sahneyi üç kere yineledi, her seferinde gayet estetik olarak ölüyor ve hem oyuncu hem de seyircilerden büyük alkış alıyordu.

Tabii ki bu tür oyunlarda olmazsa olmaz olan Fransız'larla dalga geçmek, seyirciyle birlikte bir sürü garip şarkı söylemek ve epeyce eğlenmek. Oyunun sonunda seyirciler katilin kim olduğunu ve neden cinayetleri işlediğini tahmin ediyorlar. En iyi tahminde bulunana bir hediye veriliyor, yakın skorlara da teselli ikramiyesi var. En saçma açıklamayı yapanlar da ortaya çıkarılıyor ve biraz dalga geçiliyor. Küçük oğlum katili bildi ve küçük bir hediye kazandı, dolayısıyla son derece mutluydu.

Oyuncular son derece naziktiler. Şovdan sonra her seyirciye tek tek veda ettiler ve fotoğraf çektirme isteklerini de geri çevirmediler.

Dinner Detective hakkında oldukça pozitif eleştiriler okumuştum. O şovun farkı, masanızdaki kişilerin bazılarının da aslında oyuncu olabilmesi ve konuşmaları ya da hareketleriyle sizi yanlış yöne yöneltmeye çalışmaları.

Bu eğlence türü bütünüyle ele alındığınnda oldukça zevkli görünüyor. belki bir kereden fazla gitmek zor olabilir, ama oldukça iyi bir zaman geçireceğiniz kesin.

Los Angeles Günlüğü 7-28Mart-Costa Mesa'da Alışveriş

Universal Stüdyoları'nda yoğun bir gün geçirdikten sonra sıra biraz dinlenmek ve alışveriş yapmaktaydı. Bu sefer daha şık, klas bir alışveriş merkezi aradık ve İnternet'ten arayarak Costa Mesa'daki South Coast Plaza alışveriş merkezini bulduk.

Buraya gitmek için I-710 üzerinden kuzeye gitmek, sonra da San Diego yönünde I-405 otoyolunu almak, sonra Bristol Street çıkışından giderek Long Beach'in yaklaşık 27 mil doğusundaki merkeze ulaşmak gerekiyordu. Biraz uzak olmasına ve bu yolculukta artık alıştığımız gibi yoğun trafik olmasına rağmen yine de burayı görmeye değdi.

Bu alışveriş merkezinde Benetton, Chanel, Guess, Armani gibi lüks markaların mağazaları, onun yanısıra daha alışık olduğumuz Banana Republic, Lacoste gibi mağazalar var. Alışveriş merkezi son derece temiz ve müşteri kitlesi diğer alışveriş merkezlerinde gördüklerimizden farklı gibi. Hemen yakınında lüks bir otel var ve mimarlar otelden alışveriş merkezine otoyolun üzerinden geçerek giden bir yaya geçidi köprüsü tasarlamışlar. Alışveriş merkezinde ayrıca bir başka yaya köprüsünden geçilerek ulaşılan bir uzantı var ve burada Apple ve Borders gibi tekstil dışında başka özel mağazalar yer alıyor.

Bu alışveriş merkezine gidişimiz Kaliforniya'daki değişik kalitedeki alışveriş olasılıklarını anlamak açısından çok yararlı oldu. Her zamanki gibi gün boyunca yaptığımız bütün yürümeler biraz yorucu olduğundan akşamı Shoreline Village'daki Outback Steakhouse'ta sakin bir aksam yemeğiyle noktaladık. Bu uluslararası bir lokanta zinciri ve Avustralya teması işliyor. Kanguru gibi fantazi bir şey yemedik, sadece normal biftek ve tavuk gibi şeyler ısmarladık. Yemekler iyiydi, ama sıradışı ya da çok özel bir şey görmedik.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Los Angeles Günlüğü 6-27Mart-Universal Stüdyoları

Bir kaç gün umursamamazlıktan geldikten sonra sonunda direnmeyi bırakıp bir eğlence parkına gitmeye karar verdik. Bu tabii ki Los Angeles'a yapılan bir gezinin zorunlu parçası, hele ki çocuklarınızla birlikteyseniz. Disney parklarına gidip gitmemeyi düşündükten sonra Universal Stüdyoları'nda karar kıldık.

Florida'daki Universal Stüdyoları'na 8 yıl kadar önce gitmiştik ve çok beğenmiştik. Bu park aslında iki parktan oluşmuştu ve biz ikincisini (Islands of Adventure) daha çok beğenmiştik.

Los Angeles'taki Universal Stüdyoları tek bir parktan oluşuyor. Tabii ki gerçek stüdyolar da aynı alanda, belki bu yüzden eğlence parkı kısmı çok büyük tutulmamış. Long Beach'teki otelimizden parka gitmemiz bir saate yakın sürdü, önce 710 numaralı otoyol üzerinde kamyonlarla beraber uzun bir yolculuk, sonra 5 numaralı otoyol üzerinde kısa bir geçiş ve sonunda da 101 numaralı Los Angeles otoyolunda şehrin büyük kısmını (dışarıdan) geçerek stüdyolara erişmek.

Ben en çok 710 üzerindeki çok sayıda kamyondan rahatsız oldum, ama bu yola "kamyon yolu" deniliyor ve her zaman kamyonlarla dolu oluyor. 30 millik bu mesafe özellikle şehre yaklaştıktan sonra çok yavaş ilerleyebilmemiz nedeniyle bir saati buldu.

Stüdyolara ulaştığımızda girişin hemen içinde bir park yeri bulup arabayı park ettik. Daha sonra istersek yokuşu çıkıp biraz daha yüksek ücret ödeyerek tercihli otoparklardan birine girebileceğimizi öğrendik, ama bu sorun değildi, çünkü aşağıdaki otoparktan yukarıya çıkan uzun ve komik tramvay tarzı arabalar vardı ve parkın giriş gişelerine kadar sizi götürüyordu.

Yukarı çıktığımızda Universal CityWalk bölgesine geldik. Burası oldukça şık mağazaların, sinemaların ve restoranların toplu halde bulunduğu bir cadde, parka girmeden önce ya da çıktıktan sonra ziyaret edilip vakit geçirilebilecek bir yer. Bir sürü marka mağazasının yanısıra akşamları sosyalleşmek için gidilebilecek lokantalar ve barlar da var.

Parkın girişinde bir promosyon vardı. Bir günlük giriş ücretiyle 2008 sonuna kadar sınırsız giriş sağlıyordu. Normal Yıllık Bilet daha esnek, satın aldığınız tarihten itibaren bir yıl giriş sağlıyor, ama bu da iyiydi.

Hollywood'da olduğunuzu ilk hatırlatan şey sinema endüstrisi ve ünlülerle ilgili bir sürü şov olması. Biz parka girdiğimizde bir Marilyn Monroe benzeri eski bir araba üzerinde Marilyn şarkıları söylüyor, dansçı kızlar da ona eşlik ediyordu. Sahnedeki ilanlar Blues Brothers şovuyla ilgilydi, ve daha sonra o şovu da seyredecektik.

İlk girdiğimiz şov Stüdyo Turu'ydu. Bu tur yavaş hareket eden otobüs tarzı arabalarla stüdyoların bulunduğu alanda yapılıyor, üretim yapılan stğdyoların da arasından geçiyor. Arada da bazı basit şovlar yer alıyor.

Bu şovların arasında King Kong ile kısa bir macera, Orlando'da gördüğümüz deprem şovunun kısa bir versiyonu , Fast and the Furious filmlerinin Japonya'da geçen üçüncüsü ve Revenge of the Mummy (The Mummy Returns filminden) şovundan kısa bir kesit ve bir sürü böcek.....vardı.

Filmlerde kullanılan ünlü arabalardan bir kesit gördük, özellikle sinema arabalarına meraklıların ilgisini çekecek bir koleksiyon.

Dünyalar Savaşı filmindeki uçak kazası sahnesinin canlandırıldığı alan da oldukça ilginçti. Rehberimiz bu kazayı gerçekçi olarak gösterebilmek için eski bir Boeing 747 satın alıp parçaladıklarını anlattı.

Turun geri kalan kısmı rehberimizin (bazen de televizyon ekranında Whoopy Goldberg'in) geçtiğimiz bölgelerle ya da oradaki faaliyetlerle ilgili bilgiler vermesiyle geçti.

Bu tur Orlando'da 2000 yılında gittiğimiz MGM Stüdyoları turuna göre çok daha basitti. Yine de Universal Stüdyoları'nın nasıl çalıştığı konusunda bize bir fikir veriyordu, bir de büyük ilgiyle izlenen aksiyon filmlerinin çoğunu o stüyolarda yaptıklarını da anımsatıyordu.

Dehşet Evi'nin yanından geçtik, oldukça korkunç görünüyordu. Fear Factor:Live şovunu izlemeyi düşündük, ama şov saatini kaçırdık ve daha sonraki bir şov zamanını beklemek zorunda kaldık. Bu arada zaman kazanmak için Terminator 2:3D şovunu izledik. Bu canlı aktörlerin seyirciyi şova hazırlaması ve özel plastik gözlüklerle seyredilen (Arnold Schwarzenegger'in oynadığı) üç boyutlu filmlerden oluşan bir şov. Bu şov sekiz sene önce Orlando'da gördüğümle hemen hemen aynıydı, yani tekonolojik bir ilerleme yoktu. Biraz kısaydı sanırım.

Bahsedilmesi gereken bir şey, parkın iki düzeyden oluştuğu. Üstteki düzeyden alttakine 3-4 ayrı yürüyen merdivenle ulaşılabiliyor. Bu epeyce zaman alıyor, özellikle de merdivenlerin kalabalık olduğu zamanlarda. Şovları parktaki yerine göre gruplayarak sırayla gitmek zaman kazanmak için iyi bir fikir olabilir.

Fear Factor şovunu beklerken, Jurassic Park'a girdik. Bu Orlando'daki örneğinin son derece kısaltılmış bir versiyonuydu ve büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Sanki birisi bu şovun bir özetini çıkarmak istemiş ve çoğunu atmıştı. Şovun sürprizini bozmak istemem ama Orlando'dakinin seviyesine yanaşamadığı kesin.

En sounda büyük bir oditoryumda sunulan Fear Factor:Live şovuna girdik. Bu şov yarışmacıların son derece tehlikeli görevleri yerine getirdikleri, ama aynı zamanda aklınıza gelen en iğrenç canlıları (örneğin kurtçuklar, domuz bağırsakları, canlı böcekler ve sayılamayacak başka ucubeler) yedikleri televizyon şovunun canlı bir versiyonu. Orijinal şovda ödül 50,000 dolar civarında. Buradaki şovda ise parka gelen ziyaretçiler arasında başvuranlar mülakattan geçiyor ve üç oyunu kazanarak birinci olmaya çalışıyorlar.

Bu günün sürpriziydi, çünkü interaktifti ve gösteriler gerçekti (tabii TV şovundakilere oranla daha basitlerdi) ç Sunucular son derece profesyoneldi ve seyirciyi şova hazırlamayı son derece iyi beceriyorlardı.

Dışarıya çıkarken Blues Brothers şovunu sahne üzerinde görme şansımız oldu. Tabii ki bunlar asılları değil, taklitleriydi.

Stüdyodaki bu ilk günümüzde doğal olarak bütün aktivitelere katılamamıştık, dolayısıyla bir sonraki hafta yeniden gelmeye karar verdik.

Universal'den geç dönüş akşam yemeği yiyecek bir yer bulmaya çalışmamız gerektiğini gösteriyordu. Tabii yine kolay olanı seçip 24 saat açık olan Denny's'e gittik. Belki çok ahım şahım bir yer değildi, ama kimse şikayet etmedi.